...

...

Çarşamba, Ekim 21, 2015

French Country Stili / Ve Instagram Hakkında






Antika mobilyaların, rustik ayrıntıların kullanıldığı, doğallığın ve ham ahşap mobilyaların ön planda olduğu dekorasyon stillerinden biri olan French Country stili; benim beğendiğim ve takip ettiğim bir tarz. Fransızların estetik ve romantizm anlayışını evlerinde de görmek mümkün. Bazı zamanlar -gözü yoran detaylar, objelerin işlevsellikten daha çok fazlalık gibi duran, maksimum verimlilikten uzak halleri dışında- seviyorum bu stili. Bugün paylaşmak istediğim ev işte tam böyle bir ev..Bazı detayları sevdim, bazılarını da sevmedim. Yine de ilham alınacak güzel bir ev. 





e-Mag Deco bu stili en güzel paylaşan dekorasyon sitelerinden birisi bence. Blogun sahibi Laetitia Rissetto blogunda paylaştığı bazı evlerin fotoğraflarını bizzat kendisi çekiyor. Ne büyük bir tutku. İşte dekorasyon blogu olmak diye ben buna derim. İşlerini  ne kadar da ciddiye alıyorlar öyle değil mi? 

İşlerini ciddiye alıyorlar demişken; blog kültürünün öncülüğü yabancılarda iken bir de Instagram kültürünü neden ciddiye almak gerektiği ile ilgili bir iki bir şey söylemek istiyorum. Daha doğrusu düşüncelerine yüzde yüz katıldığım Radyo Departmanı blogunun yazısını paylaşmak istiyorum.Yazısını bu linkten okuyabilirsiniz. (Ayrıca instagram hesabında paylaştığı analog fotoğraflarının da hastasıyım).

Benim kendi düşünceme göre; Evet blog yazmak, paylaşmak bunun için emek harcamak her zaman çok değerli ancak -hani kimi zaman benim bile mızmızlandığım -instagram bambaşka yerlere doğru gidiyor. Artık bunu kabul etmemiz gerekiyor.  Instagram kariyer hikayeleriyle doluyken bunu bloggerların kullanmaması ya da kötü gözle bakması bana artık saçma geliyor. Evet! instagramı ne amaçla kullandığınızla alakalı olarak bu söylediğim değişebilir elbet. Lütfen söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Daha düne kadar bende bunun farkına varamamıştım ve uzun bir süre uzak durmuştum. Şimdi kendi çapımda bir şeyler paylaşıp kendi instagram kariyerimi oluşturmaya çalışıyorum. 

Neyse işte, arada bununla ilgili düşüncelerimi de paylaşmak istedim.

(French Country stilini yazıp, altına instagrama bağlamak da ayrı bir çılgınlık ama olsun.)

Şimdi gelelim bu güzel evin detaylarına..











images :// e-mag Deco




Perşembe, Ekim 08, 2015

Doğa ile Barışık Bir Ev..




İspanya'daki dekorasyon sitelerini incelediğimde hiç bir evin salonunda televizyon görmedim (Sanırım İspanya evlerine çok bakıyorum).  Bizim ülkemizde ise salonun baş köşesine konur öyle değil mi? Bazen diyorum ki keşke oğluma hiç televizyon izletmeseydim. Geriye doğru baktığımda, yemek yemediği zamanlarda ki çaresizliğim aklıma gelince, o
zamanlar başka çözüm yokmuş gibi düşünüyorum. Belki de vardı bilmiyorum.. Ama türlü türlü yöntemler denemiştik ve olmamıştı, onu biliyorum sadece.

Günümüze dönecek olursak; gün içinde akşama kadar okulda olduğu 
için zaten televizyon izlemiyor, akşam ise 1-2 çizgi film hepsi o kadar. TV izleme olayını hafta sonuna bıraktık. Neyse ki durumu sorun edip pek fazla mızmızlanmıyor (Babasına sardı tabi o ayrı bir konu!).Sonuç olarak, bu kararı verdiğimize gayet memnunum.

Tüm zamanımızı çalan televizyon, iPad, cep telefonu, bilgisayar gibi teknolojik aletlere ihtiyaç duymadığımız bir hayat hayal ediyorum.





Mesela bu şöyle olabilir; kocaman kocaman pencereleri olan, 
baktığımda çiçeklerimi görebileceğim bahçeli bir evde yaşayabilirim. Gün içinde domates sular, fasulye toplar, ağaçlara ilaç atarım felan... Kaan Batu da yan bahçede arkadaşlarıyla top oynasın
mesela. Ah hayali bile güzel, öyle değil mi?

Ben yine kaptırmışken kendimi, sizi de peşimden sürükleyeyim dedim 
ve bu evi düşlerimize ekleyiverdim :))

Haydi, hep beraber hayal kurmaya!








images ://elmueble








Pazartesi, Eylül 28, 2015

Biten Eylül'ün Ardından...




Eylül bitti işte. Ne çabuk! Niye bu kadar kısa sürdü? Yerine ekim kapısını açtı, buyrun diyor bile. Gerçi ekim geldi gelmesine de hava bir damla serinlemedi. Bildiğiniz sıcak yaz günlerini yaşıyoruz hala.

Kupkuru topraklar, ağaçlar, çiçekler...


Sizin içiniz de öyle mi bilmem ama benim içimde hep bir burukluk var.
Sanki hayatın tadı, yediklerimizin lezzeti hepten kaçtı gibi. Dünyada bir dolaptır dönüyor ama neyin nesidir bu? Sonumuz hayrolsun, inşallah!

En son yazmamın üzerinden yine bir ay geçmiş neredeyse. Çok tembelim çok! Bir çok kişi şikayet ediyor blogu güncellemediğim için. Evet haklısınız ancak buraya yazacak zamanı ve motivasyonu bulmakta zorlanıyorum. Sonbahar geldi diye daha hevesli olurum diye hissediyorum ama bakalım zaman ne gösterecek.




Bayramdan önce Foça tatili yaptık. En sevdiğim haliyle - yani kalabalık tatilciler yokken - Foça'da olmanın keyfini çıkardım. Uzun zamandır bisiklete binmemiştim. Kaslarım zonklayana kadar her gün evden bisiklet ile sahile gidiyor, bizimkileri orada bırakıp sokaklarda turluyordum. Bolbol fotoğraf çektim tabi. Yani huzurlu bir hafta geçirdik özetle.

İzmir'de olmanın iyi yanlarından biri de bu sanırım. İstediğin zaman kasaba tatili yapabiliyorsun.

Önemli bir değişiklik yok hayatımda aslında, yine rutin devam ediyor. Spor 
konusunda minik hedeflerim var (tabi kaytarmaz isem), bir de fotoğrafçılık kursuna gitmeyi çok istiyorum.




Kaan Batu cephesinde ise durum aynı. Kreşe başladı. Pek mutlu kuzucuk, tabi annesi de :))

Eğitimcilere, öğrencilere ve velilere güzel ve verimli bir yıl diliyorum...






Ve not: Hava karanlık olduğu için fotoğraflar içime sinmedi aslında. Neyse, bir daha ki sefer dersime daha iyi çalışırım söz :)









Pazartesi, Ağustos 31, 2015

Yaz Günlüğü





Bu ay bitmeden bloga bir şeyler ekleyeyim derken, geldik Ağustos'un son gününe..  Ne yalan söyleyeyim içimden de pek gelmedi yazmak. 

Bu sefer yayla tatilimiz epey uzadığı için ayrılması da, döndükten sonra alışması da zor geldi. Her gün kalabalık yapılan kahvaltıları, babamın bahçesini, annemin sofrasını, çocukluk arkadaşlarımla yapılan keyifli sohbetleri özlüyorum..




Daha önceki gidişlerimden farklı olarak bol bol fotoğraf çekme fırsatım oldu, daha doğrusu fotoğrafçılığa iyice merak saldım diyelim.. Gerçi hala güzel çektiğimi düşünmüyorum ama en azından içimde o çoşkuyu hissediyorum artık :)

Şimdi paylaştığım fotoğraflar bana ait. Bu blogta kendi çektiğim fotoğrafları paylaştığım nadir görülmüştür, o nedenle devamı gelir mi bilemiyorum...ısrar etmeyin! :)




Bu sene yayla dışında pek bir yere gitmek istemedim. Kaan Batu'nun ısrarları üzerine bir kaç defa deniz kaçamakları hariç, yaz sıcağında dahi bulunmadım. Yani yaz mevsimini pas geçtim diyebilirim ( eğer ki Eylül son dakika bana yamuk yapmaz ise )

Her yaz dönüşünde bir daha ki senenin hayallerini kurduğum, çocukluğumun yaz tatillerini geçirdiğim baba eviyle bu sene için vedalaştık..

Hoşçakal Yaz, Hoşgeldin Sonbahar...